Doğum Günü

 Herkese merhaba arkadaşlar,

    Bugün kutsal bir gün, yani benim doğum günüm. Şimdi size bugün yaptıklarımı anlatacağım. 

    Ne kadar inkar etsem de sevdiklerinden uzak olunca onları özlüyorsun, normalde çok doğum günlerini kafama takmam ama bu durumda karşılık beklerim. Sene içinde kutladıklarımın, yani açıkcası değer verdiğim insanların bana da değer vermesini isterim. Hep verdiler mi tabikide hayır, çok kandırıldık çok yanıldık. Neyse konudan çok sapmayayım.

    Türkiye ile aramızda 2 saatlik bir zaman farkı var. İlk önce kardeşim kutlamaya çalıştı, snapchatten kaydettiği fotoğrafları telefona kaydetmeye çalıştı, tabikide bildirimi geliyor bunun. Dedim aha bir şeyler geliyor. Sağolsun cancağızım instada ne deniyordu ona ya böyle 6-9 tane fotoğrafı bir fotoğrafmış gibi atıyorsunuz ya. Neyse siz anladınız onu. Öyle yapmış güzelliğim benim. Sonrasında sevdiğim bir insan, daha sonra abim ve diğer insanlar kutladı uyumadan önce. Sabah kalktığımda çok sevdiğim birisi kutladı doğum günümü. Artık eskisi gibi değil doğum günü mesajları hayatı gerçekten kısa mesaj gibi yaşıyoruz. Her şey artık hızlı bir yarış arabası gibi geçip gidiyor. Durup da ya şuna biraz daha zaman ayırayım demiyoruz. Normalde instaya fotoğraf atmayacaktım, kim seviyor kim sevmiyor kim hatırlıyor kim unutmuş bunu öğreneyim dedim. Ama benim için değerli üç beş kişi de kutlayınca sonrası için tamam dedim. İsterlerse kutlayabilirler, tabikide onlara da değer veriyorum. Doğum günümü kutlamaları gerçekten çok sevindirici. Kutlama faslı böyle devam ediyor. 

    Gelelim doğum günü pastama, kendi başıma yaptım :) buraya biraz fotoğrafı atarım.



    Pazar günü farkettim yumurta bitmişti ama marketler açık değil açık olanlar da pahalı satıyorlar diye pazartesi sabahı bekledim. Sabah ilk iş çıktım, markete gittim. Eksik malzemeleri temin edecektim, yumurta biraz süsleme aldım. Gıda boyası vardı ama emin olamadım pek, zararlı içeriği var gösteriyordu o yüzden dedim kalsın bu. Sonra bir arkadaş da mikser vardı bizdekinin uçları yok maalesef. Oraya uğradım gitmeden aradım açmadı dedim evde birileri vardır illa ki, ama yokmuş... Onca yolu yağmurda boşa gittim anlayacağınız. Geldim evlerine bastım zile kaç defa açan yok evdeki herkesi aramaya başladım, biri dedi kimse yok evde diye. Ben de puuu dedim atladım bisikletime, yağmurda evin yolunun tuttum. Evdeki tek ucu olan miksere kaldık yine anlayacağınız. 

    Geldim eve açtım videoyu çünkü hayatımda pasta yapmamıştım daha önce. Pandispanyasını ve ara kat kremasını yaptım. Kremayı önce yapıp kenarda beklettim biraz soğusun diye sonra fırından pandispanyaları aldım. Hıyarın teki tam kabarırken fırını açmış, maalesef bu yüzden çok iyi kabarmadı. Ama yine de güzel olmuştu. Sonra sevgili ben düzgün düşünmeden kestiğim için bir tık yamuk yumuk oldu. Ara katlarına meyvesini süslemesini ve kremasını koyup kat kat yaptım. 4 katlı pasta oldu ahahah ama üçcgen şeklinde. Sonra dolaba koydum, çünkü çarşıda işim vardı. Bu arada çıkmadan dedim pastaya bir bakam dolapta, iyi ki de bakmışım. Yavrum devrilmiş benim ahahah kimin pastası dayanamadı sonunda demek. Düzelttim onu çıktım dışarı. Çarşıdaki başka bir markette daha güzel süsleme ürünleri bulurum diye gittim. Krem şantı gördüm hem de orman meyveli, dedim bu benim olmalı, gıda boyası yerine bunu kullanırım. Sonra atladım bisikletime geldim eve geri. Pastayı yine kontrol ettim bu sefer devrilmemişti. Hemen krem şantiyi yaptım buzluğa attım, iyice kıvamlansın diye. O sırada mutfak dolmaya başladı, özel pasta yapmıştım kendime. Tek ben yerim diye eheheh. Çünkü neyse işte öyle.

    Krem şanti kıvamını alınca hemencecik pastayı kapladım ama baya arttı krem şanti, kalanını da ben yedim. Sıkma poşeti almıştım oradan yedim hepsini :) Sonra yine dolaba attım dedim biraz dursun. Bizimkiler görüntülü ararlar pasta almış olabilirler diye beraber keseriz diye. Geçtim odama, aradılar konuştuk, filan doğum günümü kutladılar kapattık. Daha sonra gittim pastayı aldım kesecektim, sevdiğim bir insanla konuşuyordum, sonra evdeki çocuklar ben pastayı filan yapınca çaktılar olayı iyice. Cipsi almışlar bir yerden, telefonla konuşurken çağırdılar dedim bir sıkıntı mı var, doğum günü kutlu olsun falan fişman. Kardeşim telefonla konuşuyorum ya hani. Neyse sağolsunlar. Telefonu kapattım yanlarına geçtim. Teşekkür faslı filan. Sonra geri pastayı kesmeye geçtim, sonra dedim pastadan bunlara da vereyim. Oturduk salonda yedik pastayı. Güzel olmuştu, ama biraz daha güzel olabilir. Çünkü ölçüleri biraz farklı yaptım ben ondan sorunlu oldu. 

    İşte böyle bir gün daha yaşadım, ama 25 yaşın gerçekten bir yaşlılık belirtisi olduğunu kavradım. Gerçekten insana bir çok aydınlanma ve üzüntü geliyor. Neden derseniz, 25 yaş tam da bir şeylerin ucundan tutma yaşı. Ve ben halen oradan oraya savrulup duruyorum. Bu yüzden bir çok şeyi kaybettim. Bakalım hayat bize neler gösterecek. Bir kaç ay içinde belli olacak. Dua edin de işler iştediğim gibi rast gitsin.


Benden bu kadar şimdilik, buraya kadar dayanıp okudu iseniz, size bir sürprizim var. 


Benim için çok değerlisin bunu sakın unutma. 

Evet sürpriz buydu. Umarım mutlu olmuşsundur. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belçika Hayatı'na Giriş